“Şifreyi çok iyi biliyosun.”
İpucu: Herkese okeyde taşlarla bulduğumu söylediğim mahlasım.
senin yanın en aydınlık BEYAZ benim için
Müziği başlatmak için dokun ♡
Rümeysa, güzeller güzeli sevgilim…
Bu websitesinin temellerini aslında 1 Ağustos’ta, seninle okeyi aldığımız sırada kafamda atmıştım. O an seni tanımaya başladığım ya da hikâyemizin başladığı bir an değildi. Sadece o gün, seninle geçirdiğimiz zamanın içinde bir anda aklıma geldi. “Bizim 4. ayımız geliyor, ona sıradan bir hediye değil, tamamen ona özel bir şey hazırlamalıyım.” diye düşündüm. O andan beri de kafamın bir köşesinde hep bu vardı.
Belki o an sana söylemedim. Belki sen benim aklımdan bunların geçtiğini bile bilmiyordun. Ama ben o günden beri, 4. ayımız geldiğinde sana sadece alınmış bir şey değil, içinde bizim hikâyemizin olduğu bir hediye vermek istedim. Şimdi bu sayfaya baktığında sadece bir website görmeni değil, sana verdiğim değeri görmeni istiyorum.
Sen bir zamanlar “Her şeyin bir zamanı var.” demiştin. Belki de gerçekten öyle. Çünkü bugün dönüp baktığımda, birlikte yaşadığımız her şeyin kendi zamanı olduğunu düşünüyorum. Tanışmamızın, birbirimize alışmamızın, birbirimizi gerçekten tanımamızın, kavga etmemizin, barışmamızın, birbirimizi özlememizin ve sonunda bugün olduğumuz yere gelmemizin…
Son zamanlarda yaşadığımız onca şeyi düşündüğümde, bazen nasıl bu kadar çok anıyı bu kadar kısa bir zamana sığdırdığımıza şaşırıyorum.
Kimi zaman günümüz sürekli tartışarak geçti. Kimi zaman birbirimize kızdık, kimi zaman ağladık. Bazen öyle saçma şeylerden kavga ettik ki şimdi düşününce neden bu kadar büyüttüğümüzü bile anlayamıyorum. Kimi zaman birbirimize küfür ede ede okula beraber gittik. Kimi zaman da hiçbir şey olmamış gibi yan yana yürüdük.
Kimi zaman okuldan kaçıp sadece oturduk. Belki dışarıdan bakıldığında hiçbir şey yapmıyorduk ama benim için senin yanında oturmak bile başlı başına güzel bir anıydı.
Kimi zaman aynı okulda sınava girdik. Kimi zaman sınavdan önce birbirimize bakıp gülümsedik. Kimi zaman eşeklik ettim, kapında elimde güllerle bekledim. Kimi zaman da sana çıkma teklifi etmek için kapının önünde saatlerce bekledim. O anlarda kalbimin nasıl attığını, ne söyleyeceğimi defalarca kafamda kurduğumu hâlâ hatırlıyorum.
Ve şimdi bütün bunların sonunda seni sevgilim olarak görebilmek bana hâlâ çok özel geliyor.
Bazen sana sadece hayranlıkla bakıyorum. Hiçbir şey söylemeden, sadece yüzüne bakıyorum. Sonra kendi kendime düşünüyorum: Ben sana baktığım her saniyenin mükâfatını nasıl ödemişim ki senin saçlarına, gözlerine, yüzüne bakabiliyorum? Nasıl olmuş da senin elini tutabilecek, sana sarılabilecek, tenine dokunabilecek ve istediğim zaman yanında olabilecek kadar şanslı olmuşum?
Senin gözlerine baktığımda sadece güzelliğini görmüyorum. Birlikte yaşadığımız bütün günleri görüyorum. İlk konuşmalarımızı, ilk gülüşlerimizi, ilk kavgalarımızı, ilk barışmalarımızı, ilk heyecanlarımızı…
Seninle yaşadığım her “ilk”, benim için hayatımın unutamayacağım bir parçasına dönüşüyor.
Ve belki de en güzel tarafı şu:
Biz birbirimizin ilklerini en saf hâliyle yaşıyoruz.
Birlikte büyüyoruz. Birbirimizi tanırken aslında kendimizi de tanıyoruz. Bazen birbirimize sabretmeyi, bazen özür dilemeyi, bazen susmayı, bazen de hiçbir şey söylemeden sadece sarılmanın her şeyden daha güzel olduğunu öğreniyoruz.
Her yaşadığımız şey bizi biraz daha biz yapıyor.
Şu anda bu yazıyı yazdığımda tarih 17 Ağustos 2026, saat 19.23. Sen yine her zamanki gibi bir işin olduğunu söyleyip temizlik yapıyorsun. Ben de sana “Merak etmen lazım.” dedim ve gerçekten merak etmeni istediğim için seni biraz bekletiyorum.
Çünkü yarın beraber kütüphaneye gideceğiz.
Belki başkası için çok sıradan bir şeydir bu. Ama benim için değil.
Çünkü seninle yaptığım en küçük şey bile benim için bir anıya dönüşüyor.
Yarın yine yan yana oturacağız. Belki ders çalışacağız, belki birbirimizin dikkatini dağıtacağız, belki bir ara birbirimize bakıp gülümseyeceğiz. Belki de hiçbir şey söylemeden sadece yan yana oturacağız.
Ama yıllar sonra dönüp baktığımda, “Bir zamanlar Rümeysa’yla kütüphaneye giderdik.” diye hatırlayacağım bir anımız daha olacak.
Ben seninle sadece büyük şeyleri değil, küçük şeyleri de yaşamak istiyorum.
Birlikte kahve içmek, birlikte yürümek, yağmurda ıslanmak, yorulduğumuzda bir yere oturmak, birbirimize saçma sapan şeyler anlatıp gülmek, bazen hiçbir şey yapmadan saatlerce yan yana durmak…
Çünkü ben mutluluğun her zaman büyük şeylerde olmadığını seninle öğrendim.
Bazen mutluluk, sevdiğin insanın yanında sessizce oturup onun nefesini duymak kadar basit.
Ve Rümeysa, sana bir şey söylemek istiyorum.
Bizim hikâyemiz kusursuz değil. Zaten ben kusursuz olmasını da istemiyorum. Çünkü bizim hikâyemizi güzel yapan şey, her şeyin mükemmel olması değil.
Bazen birbirimizi kırmamıza rağmen birbirimizden vazgeçmememiz.
Bazen çok sinirlensek bile içimizde hâlâ birbirimize sarılmak istememiz.
Her şeye rağmen yine birbirimizi seçmemiz.
Ben seni sadece güldüğün zaman değil, ağladığın zaman da seviyorum. Sadece güzel göründüğün zaman değil, yorgun olduğun zaman da seviyorum. Bana kızdığın zaman da, benimle dalga geçtiğin zaman da, saçmaladığın zaman da seviyorum.
Çünkü ben senin sadece güzel taraflarına değil, seni sen yapan her şeyine âşık oldum.
Belki ileride çok daha fazla anımız olacak. Belki bugün yaşadıklarımızın yanında çok daha büyük şeyler yaşayacağız. Belki yine kavga edeceğiz, yine birbirimize kızacağız, yine saçma sapan şeyler yüzünden birbirimizi sinirlendireceğiz.
Ama ben bütün bunların arasında bir şeyi hiç değiştirmek istemiyorum:
Seni sevmeyi.
Çünkü sen benim hayatımda sadece “sevgilim” olmadın.
Sen benim en güzel anılarımın başrolü oldun. Gülüşümün sebeplerinden biri, aklıma geldiğinde yüzümü istemsizce güldüren insan oldun. Bazen günümün en güzel anı sadece senden gelen küçücük bir mesaj oldu.
Ve belki de bu websitesini yapmamın asıl sebebi tam olarak bu.
Bir gün bu sayfayı tekrar açtığında burada sadece yazılar veya fotoğraflar görmeni istemiyorum. Bizden bir parça görmeni istiyorum.
Birlikte geçirdiğimiz zamanları, birbirimize söylediğimiz sözleri, yaşadığımız ilkleri, saçmalıklarımızı, kavgalarımızı, kahkahalarımızı ve bugün olduğumuz insanları hatırlamanı istiyorum.
İstiyorum ki yıllar sonra bile bu sayfaya baktığında, “Beni gerçekten sevmiş.” diyebilesin.
Çünkü ben seni gerçekten seviyorum.
Hem de sadece bugün için değil.
Sadece güzel günlerimiz için değil.
Kavga ettiğimiz günlerde de, birbirimizi özlediğimiz günlerde de, birbirimizi anlamakta zorlandığımız zamanlarda da…
Seninle geçirdiğim her saniyenin benim için ayrı bir değeri var.
İyi ki 1 Ağustos’ta okeyi aldığımız sırada aklıma bu fikir geldi.
İyi ki o gün, 4. ayımız için sana özel bir şey yapmam gerektiğini düşündüm.
İyi ki bunu yaparken bizim hikâyemizi bir kez daha baştan sona düşündüm.
Çünkü yazdıkça fark ettim ki bizim hikâyemizde unutmak istemediğim o kadar çok şey varmış.
Ve belki bu website sadece 4. ayımızın hediyesi değil.
Belki bu, ileride dönüp baktığımızda “Biz böyle başlamıştık.” diyeceğimiz küçük bir hatıra.
Belki bugün burada yazanlar, yarın yaşayacağımız şeylerin yanında çok küçük kalacak.
Ama ben istiyorum ki bu sayfa zamanla büyüsün.
Bizimle birlikte…
Yeni anılarımızla, yeni fotoğraflarımızla, yeni ilklerimizle, yeni gülüşlerimizle.
Çünkü bu daha başlangıç.
Ben gelecekte ne yaşayacağımızı bilmiyorum. Önümüzde kaç tane güzel gün, kaç tane zor gün, kaç tane kahkaha, kaç tane sarılma, kaç tane kavga ve kaç tane barışma olduğunu bilmiyorum.
Ama bildiğim bir şey var:
Ben seninle daha çok “ilk” yaşamak istiyorum.
İlk kez birlikte gittiğimiz yerler, ilk kez birlikte gördüğümüz şehirler, ilk kez birlikte yaptığımız şeyler, ilk kez birbirimize söylediğimiz sözler…
Ve bir gün bütün bunlara dönüp baktığımızda, “Ne çok şey yaşamışız.” diyebilmek istiyorum.
Şimdilik bu sayfanın içinde sadece bugünümüz var.
Ama ben istiyorum ki zamanla bu sayfa bizim hikâyemizin tamamına dönüşsün.
Çünkü bazı insanlar hayatımıza girer ve geçer.
Bazılarıysa hayatımızın kendisinden bir parça olur.
Sen benim için ikincisisin.
Seni anlatmaya kelimelerimin yetmediği, sana baktığımda bazen söyleyecek söz bulamadığım kadar çok seviyorum.
Ve ne kadar yazarsam yazayım, sanırım sana söylemek istediğim en önemli cümle hep aynı kalacak:
Seni çok seviyorum Rümeysa.
İyi ki varsın.
İyi ki hayatımdasın.
İyi ki seni tanımışım.
İyi ki sen beni tanımışsın.
İyi ki birbirimizin hayatına girmişiz.
Ve en önemlisi…
İyi ki biz olmuşuz.
Bu websitesini sana 4. ayımızın hediyesi olarak hazırladım.
Ama aslında sana vermek istediğim şey bir website değil.
Sana vermek istediğim şey, birlikte yaşadığımız zamanların küçük bir hatırası.
Bir gün özlediğinde açıp bakabileceğin, gülümseyebileceğin, “Biz bunları gerçekten yaşamışız.” diyebileceğin küçük bir yer.
Ve eğer bir gün bu sayfaya tekrar tekrar bakarsan, her seferinde şunu hatırla:
Bir çocuk vardı.
Seni çok seviyordu.
Ve seninle yaşadığı hiçbir anı unutmak istemiyordu.
O çocuk hâlâ burada.
Hâlâ seninle.
Hâlâ sana bakarken ilk günkü gibi heyecanlanıyor.
Ve hâlâ seni her gün biraz daha çok seviyor.
Seni çok seviyorum Rümeysa.
4. ayımız kutlu olsun sevgilim.
Daha yaşayacağımız nice güzel günlere, nice ilklerimize, nice anılarımıza…
İyi ki benimlesin.
İyi ki biziz. ❤️